25 Aralık 2025 Perşembe

Gümüşçünün Vitrini

Niye mi geciktim, yolda beni oyaladılar
Dala konan kuş, yere düşen yaprak
Kaydırakta savrulan bebek saçı, ekmekle vagona giren dede
Bir direğe yaslanarak rüzgara beyanat verdim
Zapta geçsin sayın hakim beni İstanbul oyaladı 

Beni avukat alperen gönderdi deyin o sizi anlar
Bir tatlı kaşığı İstanbul gönderecekti
Oyalanmamı hiç sevmez, bilgim hünerim gözünde değil
Her ıhlamur kokusunu mayıs sanma derdi
Eksiğimi, müşkülümü böyle giderecekti

Beni alperen bey gönderdi deyin o sizi anlar
Direklerle arama mesafe koymam gerekli
Öğrenci barlarında yine İstanbul arama
Her sabah uyarır bana bunu söylerdi

Niye mi geciktim, yolda beni oyaladılar
Lüferin sırtındaki pul, turşu suyu, maya ve ekmek kokusu
Et yalandı, su yalandı, un yalandı
İlgimi dalgınlığımı böyle yadırgadılar
Bir çınara yaslanarak beyan vermem gerekti

Çiçekler öttü, kuşlar yüzünü güneşe döndüler
Bir güzel kırmızı ışıkta yanımda bekledi
Meyhanedeki kominin beslediği sokak köpekleri
Kaldırıma serilmiş tezgah, köşedeki emanetçi
Gümüşçünün vitrini salmadı beni
Haliç'teki uğultu yolumu kaybettirdi

Niye mi geciktim, yolda beni oyaladılar
Bizim alpi gönderdi deyin vallahi sizi anlar
Allahla ve insanla hesabı varmış deyin
İstanbul'u damıtıp hayat gönderecekti
Eser miktarda telaş, azıcık yaşama sevinci
Taşa buluta bakmadan tam gaz yürüyecektim
Gerçi yine o bilir dursam da devam edebilirim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder